DİSK-AR’ın yeni araştırması yayımlandı!
Sendikal Haklar Raporu: Sendikalaşma, Toplu İş Sözleşmeleri, Grevler
- Her 100 işçiden 13’ü sendikalaşabiliyor
- Özel sektörde sendikalaşma oranı yalnızca yüzde 5,7
- Her 100 kadın işçiden yalnızca 9’u sendikalı
- Her 100 kayıtlı genç işçinin yalnızca 6’sı sendikalaşabiliyor
- Her 4 sendikadan 3’ü işkolu barajının altında
- Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsama oranı yüzde 10 civarında
- Her 100 özel sektör işçisinden 96’sı toplu iş sözleşmesinden mahrum
- Her 4 sendika üyesinin 1’i (628 bini aşkın işçi) toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında
- Grevler yok mertebesinde: Grev sayısı, greve katılan işçi sayısı ve grevde geçen işgünü sayısı en dip seviyede
- 1980’de greve çıkan işçi sayısı 70 binin üzerindeyken AKP döneminde greve çıkabilen işçi sayısı 4 bin 669’da kaldı
Rapora erişmek için tıklayınız.
Türkiye’de işçi sınıfı, 2026 yılında sendikal haklarının üç temel bileşeni olan örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı bakımından tarihsel bir kuşatma altındadır. Bu tablo tesadüf değil, işçinin kolektif gücünü kırmayı hedefleyen bilinçli bir siyasi tercihin sonucudur. Sendikalaşmanın önündeki barajlar, toplu iş sözleşmesi hakkının fiilen ulaşılamaz hale getirilmesi ve grev hakkının “erteleme” adı altında yasaklanması; birbirinden bağımsız sorunlar değil, işçileri örgütsüz bırakmayı amaçlayan aynı politikanın birbirine bağlı halkalarıdır.
Sendikal hakların kullanımının önündeki engeller nedeniyle Türkiye, yıllardır Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) her yıl yayımladığı Küresel Haklar Endeksi’nde işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer almaya devam etmektedir. DİSK olarak her zaman söylediğimiz gibi, demokrasi işçinin ekmeğidir; örgütlenme özgürlüğünün, toplu pazarlık hakkının ve grev hakkının savunulması yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir mücadele değil, aynı zamanda demokrasi, sosyal adalet ve eşitlik mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
28 Temmuz 2026’da yayımlanan sendikalaşma istatistiklerinden yararlanılarak hazırlanan bu rapor üç bölümden oluşmaktadır. Sendikalaşma bölümünde, ilk olarak resmi sendikalaşma oranı ile kayıt dışı işçileri de kapsayan fiili sendikalaşma oranı karşılaştırılmakta, aradaki farkın büyüklüğü ortaya konmaktadır. Ardından sendikalaşma oranı kamu-özel sektör ayrımı, işkolları, cinsiyet, yaş grupları ve konfederasyonlar gibi farklı kırılımlarda incelenecektir. Bu çok boyutlu analiz, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri ve bu engellerin belirli işçi gruplarında ve sektörlerde nasıl derinleştiğini ortaya koymaktadır.
Toplu iş sözleşmeleri bölümünde, ilk olarak Türkiye’de TİS kapsamına bakılmakta, kamu ve özel sektör değerlendirilmekte, iki sektör arasındaki yapısal farkın büyüklüğü ortaya konmaktadır. İkinci olarak TİS kapsamı işkolu bazında incelenmekte, hangi işkollarında toplu sözleşme düzeninin güçlü hangilerinde ise neredeyse yok denecek kadar zayıf olduğu gösterilmektedir. Son olarak Türkiye’deki TİS kapsama oranı diğer ülkelerdeki toplu pazarlık kapsamıyla kıyaslanmakta ve Türkiye’nin bu alandaki konumu ortaya konmaktadır.
Grevler bölümünde ise Türkiye’de grev olgusunun güncel görünümü, tarihsel bir perspektifle ve çok yönlü biçimde ele alınmaktadır. İlk olarak grev sayısı, greve katılan işçi sayısı ve grevde geçen işgünü sayısındaki yıllar içindeki değişim incelenmekte, ardından bu eğilimlerin kamu ve özel sektör arasında nasıl farklılaştığı ortaya konmaktadır. Son olarak Türkiye’deki durum dünya ülkelerinin verileriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek grev hakkının ülkemizde ne ölçüde aşındığı somut biçimde gözler önüne serilmektedir.







